Klasik mi, antika mı, vintage mi?
Klasik mi, antika mı, vintage mi?

Satın aldığınız otomobilin gerçek bir klasik, antika ya da vintage olup olmadığını nasıl anlarsanız? Bu konudaki bilginiz yeterli değilse, klasik niyetine satın aldığınız otomobilin sıradan bir hurda adayı olması ihtimali yüksektir.

"İnsanlar ilk önce karınlarını doyurur, sonra da üst başlarını düzeltir. Biraz daha kazanınca evini daha iyi döşeyip, bir otomobil alır. Sonra sıra bir ev satın almaya gelir. Daha sonra bir yazlık ve üstüne seyahatler başlar ve tüm bunların seviyesi kazançlar arttıkça yükselir. Belli bir noktadaysa insanlar hobilerine; örneğin koleksiyonlara, evcil hayvanlara, para ve vakit ayırmaya başlarlar. Eğer burada tatmin bulamazlarsa işte tehlike o zaman başlar. Çünkü bu aşama sonrasında çoğu zaman dejenerasyona varan arayışlar vardır."

Bu, babamın hayat üzerine konuştuğumuz günlerden birinde yaptığı bir saptama. Düşününce de ne kadar doğru olduğunu örnekleriyle görüyoruz. Bugün çevremizde gittikçe yaygınlaşan evcil hayvan dükkanları, sayıları hızla çoğalan müzayede ilanları, antika, sanat dergileri ve yollarda daha sık görmeye başladığımız bakımlı eski otomobiller aramızda hiç olmazsa bazılarının bu aşamalarda olduğunu gösteriyor. Tabii bu tür hobi aktivitelerinin en önde gelen şartı olan bilgi ve araştırma fazlarının, hayatı yüzeysel anlamda yaşamaya meraklı olan genel kafa yapımıza pek uymadığını da üzülerek gözlemliyoruz. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri "Ben bir köpek alayım" diye yola çıkıp, apartman dairelerinde Saint Bernard büyütmeye çalışanlardır; gerçek sevgiyle bunu yapıp içeride oluşan her probleme göğüs gerenlere en ufak bir lafımız olamaz ama küçüklüğünde çok sevimli olan bu masum devler büyüdüğünde devamlı şikayet eden, onları sevmekten vazgeçip sağa sola terk edenler işte bu bilgisizlik ve düşüncesizliğin en iyi örnekleri oluyorlar. Ama konumuz otomobiller olduğuna göre biz yazımızı gittikçe daha da yaygınlaşan klasik otomobillerle ilgili olarak geliştirelim.

Her şeyde olduğu gibi bu konuda da bazı temel kavramlar var. Örneğin her eski otomobil klasik otomobil değildir. Bazı yeni otomobiller koleksiyonlara girebilir; orijinal ama matlaşmış bir boyanın, pırıl pırıl parlayan ama yanlış malzeme ve aracın tarihçesine uymayan renklerde yapılmış olan bir boyadan daha değerli olması gibi... İşte bu tür temel kavramların neler olduğunu araştırınca bu merakın boyutlarının tahmin edilenden de büyük olduğu ortaya çıkıyor. Zaten sadece İngiltere'de çeşitli isimler altında ciddi tirajlı 34 klasik otomobil kültürü dergisinin yayınlandığı ve 100'den fazla klasik ve antika otomobil kulübü olduğu gerçeği bile bu konuda küçük bir örnek.

Bazı sorular üretip, bunlara cevaplar arayarak devam edersek ilk soru şöyle olur: Klasik otomobil nedir? Klasik kelimesinin sözlük anlamında bunun cevabı açık olarak verilmiş.

Klasik: Üzerinden çok zaman geçtiği halde değerini yitirmeyen, türünde örnek olarak görülen eser ya da sanatçı. Şimdi gelelim tanımların açıklanmasına. Bir; üzerinden çok zaman geçmiş olması birinci şart ki otomobilde genellikle bu 25 yıldan az olmamak kaydıyla belirlenir. İkincisi; türünde örnek kabul edilmek. Yani piyasa çıkışıyla Pony Car türünü başlatan Ford Mustang'den iki yıl sonra piyasaya çıkan ve çıktığı sene yılın otomobili seçilen Mercury Cougar, bir klasik olarak kabul edilse de aralarında daima bir kıymet farkı oluşmakta, Mustang'in bazı çevrelere göre tüm zamanların en beğenilen otomobili olması gibi veya piyasaya çıktığı ilk yıl rekor üstüne rekor kıran satışlar yapması ve tüm dünyaya bir anda yayılması gibi bir çok ünvanı da bu otomobili ayrı kılıyor.

Ford Mustang

Başka bir klasik otomobil örneğiyse Lamborghini Miura olabilir. Miura her ne kadar 1954 Mercedes Benz 300 SL’ e haksızlık ediliyorsa da ilk modern süper otomobil olarak adlandırılmaktadır. Çünkü ilk kez bu otomobilde ortaya transversal yerleştirilmiş bir motor kullanılmıştı ve tüm değerleriyle Ferrari gibi bir rakibe bazı şeylerin artık değiştiğini gösteren bir devrimciydi. Miura'yı dünyaya getiren ekip Amerika’yı yeniden keşfetmemişti. Ortadan motor Ford GT40 ve Ferrari 250 LM gibi yarış amaçlı otomobillerde, transversal yerleşim de mütevazi devrimci Mini’de kullanılmıştı; ama bütün bunları çok şık çok güzel bir yol canavarında birleştiren Miura idi. Bugün hala çok güzel, değerli ve rüya otomobili ünvanını fazlasıyla hak eden bu otomobil de her yönden gerçek bir klasiktir.

Tabii değerli bir klasik olmak için yukarıdaki tanımlara uygun her otomobilin uyması gereken bir başka kriter var: orijinallik. İstanbul Atatürk Sanayi Sitesi'nde bir yol ayırımında oraya yolu düşenlerin çoğunun görmüş olduğunu tahmin ettiğimiz bir el yapımı levha vardı ve üzerinde aynen şunlar yazardı: "Her marka otonuz itina ile kebriyo yapılır." İtina ile veya kabaca farketmez geçerli kurallara göre üzerinde fabrika verilerine uymayan her türlü değişiklik uygulanan otomobiller klasik olma özelliklerini ve dolayısıyla değerlerini ciddi şekilde yitirir. Bir zamanlar talebi karşılamayacak kadar az üretildiği için Autokraft firması tarafından Berlinetta’ların yani daha global bir tanımla Coupe’lerin kesilerek ancak tamamen teknik verilere uyularak yapılan Ferrari 365 GTB pazarda bilinen adıyla Daytona’ların Spyder versiyonları bu konuda kafa karıştıran tek örnektir. Ancak bunların fiyatları asla orijinal Spyder’ların seviyesine yaklaşamamıştır. Eğer orijinal bir Berlinetta seviyesinde fiyat buldularsa da bunu ancak Japonya veya Amerika’da bulmuşlardır.

Ferrari Daytona Spyder

Her eski klasik değildir

Ne yazık ki eski ithalat rejimi ve montaj talimatnamesi sayesinde ülkemize zaten ender sayıda gelmiş olan, bir avuç klasik olabilecek otomobilin ekonomik ömürlerinin üzerinde kullanılmış olması bile bu otomobillerin orijinal hallerinden çok uzaklaşmalan için yeterli olmuştur. Buna bir de parça sorunları nedeniyle sanayi siteleri ve tamirhanelerde "ben yaptım oldu" usulü çözümler üretilmesi eklenince durum iyice vahimleşmiştir. Bu toplanma sırasındaysa televizyon haberlerinde izlediğimiz trafik kazalarındaki "ilk yardım faciaları" benzeri iyi niyet cinayetlerinin işlendiğini de ancak otomobil piyasaya çıktığında göruyoruz. Örneğin çeşitli modelleri hala piyasada bulunan 195''' Chevrolet otomobillerin özellikle tek kapı ve direksiz tabir edilen modellerinin iyi bir klasik otomobil adayi iken, Amerikan Hot Rod dergilerinde görülen metalik mor veya elektrik mavisi renklerine boyanmış ve alçak profili, geniş tabani; lastikler giydirilmiş alasim jantlanyla bir anda baska bir yaratık haline getirildigini görmek gerçek bir otomobilsevere çok acı geliyor.

Halbuki o örnek alınan Hot Rod veya Drag Racer diye adlandırılan çoğunlukla kalkış yarışlarına uygun otomobillerin gercek otomobille gövde benzerIiği haricinde hiçbir benzerliği olmadığını ve özel makinelerle donatıldıklrını ve ayrı bir kategori olarak değerlendirildiklerini bilmek bu özenti tavrı belki değiştirebilir ve bazı klasikleri kurtarabilirdi.

Orijinallik Ölçüsü nedir?

Orijinallik denince “bunun bir ölçüsü var mı” diye soranlar olabilir. Evet vardır. Yurtdışında yayınlanan konuyla ilgili dergileri izleyenler dikkat etmişlerdir. 100 puanlık otomobil veya 95 puanlık otomobil gibi satış ilanları vardır. Bu bir puanlama sisteminin sonuçlarını verir, yani sözkonusu otomobilin 100 noktada incelendiğini belirtir. Bu otomobilin boyadan yürüyen aksama, döşemelerden camlara, lastiklerden bagaj içine, avadanlıktan aracın orijinal fabrika çıkartmalarına kadar uzanan bir orijinallik ve durum incelemesini içerir. Orijinal fabrika çıkartması deyince abarttığımızı zannetmeyin. Amerika'da Jim Osborne diye bir adamın sadece Mustang çıkartmalarının ve araç içi yayınların replikalarını satarak hayatını memnun mesut geçirdiğini söylersek bunun abartı olmadığını anlayacaksınız. İşte bu yüz nokta incelemesinden geçtiğiniz her puan sizin otomobilinizin ne kadar değerli bir klasik olduğunu belirleyen bir faktördür. Bir başka örnek vermek gerekirse orijinal gövde ve boyalı bir aracın kapısının alt köşesinde oluşmuş küçük bir pas patlağı kesinlikle mükemmel bir şekilde otomobilin kimlik numarasında (Vehicle identification number) belirtilen renkten baska bir renge boyanmış otomobilden daha iyi bir puan almasını engellemez. Bu yine yabancı dergilerdeki "All numbers match" yani bütün numaralann tutması ibarelerinin niye yazıldığını da anlatıyor sanırız.

Kıssadan hisse de şu olabilir; bir eski otomobili almak ve restore etmek niyetiniz varsa, mümkün olduğu kadar bu otomobilin VIN numarasının olmasına ve restorasyonu sırasında bu rakamların ifade ettigi spesifikasyonlara ulaşmaya gayret ediniz. Yoksa elinizde sadece hoş bir eski otomobil olabilir.

Şimdi gelelim vintage ve antika otomobiller diye bilinen bazı alt kavramlara. Antikayla başlayalım ve yine sözlük anlamına göre gidelim. Antika: Eski çağlardan kalma eser veya tarihi değeri olan eski eşya. Buradaki tanımlamaya göre otomobillerde işimiz daha da kolaylaşıyor. Birincisi 100 yıllık otomobil tarihinin epey eski bir örneği olması; yani başladığı 1890-1930 yılları arasında üretilmiş olması gerekiyor. İkincisi tarih içinde bir özelliği olması gerekli. Örneğin ilk önden çekişli veya ilk üstü kapalı otomobil gibi. Bu bağlamda ülkemizde bir iki ciddi koleksiyoncuda olduğunu bildiğimiz üç dört otomobil haricinde antika otomobil bilmiyoruz. Fakat Anıtkabir'de devamlı sergilenen Atamız'ın veya İnönü, Menderes gibi önemli devlet adamlarımızın kullandığı bazı otomobiller de yaşça daha genç olmalarına rağmen kimi tarihi olaylara tanıklık ettikleri için antika kapsamında sayılabilirler. Bu arada yeri gelmişken Anıtkabir'de sergilenen Atatürk'ün otomobillerinin mimari zorunluluklar nedeniyle üstü kapalı yerlerde de olsa aşağı yukan açık hava şartlarında sergilenmesinin bu otomobillere inanılmaz zarar verdiğini yetkililere hatırlatmakta fayda var. Çünkü o zamanların şartlarında üretilen bu otomobillerin hele hiç kullanılmadığı zaman kesinlikle nem ve ısı kontrolü yapılan ortamlarda korunması gerçeğini göz ardı etmemek gerek. Yoksa bugün dünyanın en güzel Askeri Deniz Müzesi olabilecek olan Yavuz Zırhlısı gibi bu otomobilleri de özlemle anar dururuz.

Vintage kavramı biraz değişik ve kesinlikle bir uzman konusu. Aslında klasik otomobil uzmanları tanımlama olarak Vintage’ı 1919-1925 (bazıları 1930) arasında üretilen otomobiller olarak niteliyorlar.Buna uyan bir liste de var ama sözlük anlamı olarak tıpkı şarapta olduğu gibi bazı marka ve model otomobillerin en iyilerinin, en tercih edilenlerinin üretildiği bir yıl veya zaman aralığı vardır. İşte bu seçkin sürede üretilen otomobiller klasikten de öte bir ünvan olan vintage olarak adlandırılır. Antika tanımıyla çok zaman içice düşünüldüğü ve karıştırılabileceği için günümüze yakın bu özellikte yani önder, örnek ve sınıf belirleyici otomobiller Neo-vintage olarak da nitelendirilebiliyor. Neo-vintage'a en yakın örnekler olarak 1954 Mercedes 300 SL Gullwing'i veya 1973 Porsche 911 Carrera 2.7 Lightweight'i gösterebiliriz.

1954 Mercedes 300 SL Gullwing

Büyük paralar gerekmiyor

Klasik, vintage veya antika otomobillerin değerleri üzerinde rol oynayan çok önemli bir başka faktörse üretim sayılarıdır. Örneğin bugün çok iyi durumda bir 1965 Mustang Notchback o yıl üretilen 408 bin 260 kardeşinden biri olarak 20 bin dolar civarında bir paraya alıcı bulurken 1965 Mustang Shelby GT350 R (Race) modeli sadece 37 tane üretildiği ve o zamanların en iyi performans otomobili olduğu için 100 bin dolar verseniz bulamayacağınız bir mücevher haline gelmiştir. Bunun daha ekstrem örneklerini sadece 7 adet üretilen Bugatti Royale veya piyasaya çıkarıldığı gün 400 adet yapılacağı bilindiği için tüm koleksiyoncuları harekete geçiren F40 Ferrari olarak verebiliriz.

Bu otomobiller için; her ne kadar dünyada piyasa biraz düştüyse de sık sık birkaç yüz bin dolarlık fiyatları duyup da hiçbir zaman bir klasik otomobil sahibi olamayacağınızı düşünmeyin. Vintage ve antika otomobillerin doğal olarak piyasa değerlerinin çok yüksek olacağını tahmin edebilirsiniz. Buna karşılık iyi bir araştırma ve bilgilerin değerlendirmesiyle bir klasik veya klasik adayını çok makul fiyatlara bulabilmeniz mümkündür. Ford Mustang örneğinde olduğu gibi veya ülkemizde hala eli yüzü düzgün örnekleri olan 1955-57 Chevrolet’ler gibi otomobilleri akıllı fiyatlara alıp restore etmek hala iyi bir yerli otomobil fiyatına yapılabiliyor. Ayrıca 25 yaşın üzerinde otomobilleri klasik otomobil koleksiyonunda kullanacağmızı belgelemek kaydıyla dünyanın her yerinden pek düşük vergiler vererek ithal etmek de mümkün. Bunun için internet gibi bir kaynak elinizin altında ama unutmayın, otomobil görmeden alınmaz.

Eğer bunlara paranız yetmiyorsa klasik adaylarını incelemenizde fayda var. Yani yakın bir gelecekte klasik sayılabilecek otomobiller ki, bunların arasında özellikle Renault 12 Gordini'nin adı geçiyor, Mercedes'in her model tenteli veya coupeleri, 924 hariç tüm Porsche modelleri, ayrıca Alfa Romeo GTV, Opel Kadett GSI 16V, Volkswagen Golf GTI'nin erken modelleri, Renault 5 Alpine gibi ucuz seçenekler her an bu değerli kategorilere girebilecek örnekler.

Yerli klasik Anadol

Bir de önemli bir örnek var ki unutmak cinayet olur: Anadol. Evet; Anadol 1967-69, Anadol Coupe STC 16 veya Böcek adlı bu üç otomobilin de kamyonete veya "kebriyo"ya çevrilmemiş orijinal versiyonlarının bir Türk klasiği olacağını hatta olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz. Aramanızda fayda var.

Anadol Böcek

Unutulmaması gereken birkaç ipucuysa Amerikan ve İngiliz otomobillerinin her modelinin her parçasının devamlı bulunabildigi ve özellikle İtalyan ve Fransız otomobillerindeyse parça ve literatür sorununun bir kabus olabilecegi.

Sonuç olarak klasik otomobil rüyanız varsa ve bunun her hafta sonunu sanayi sitesinde geçirmenize yol açacak bir kabusa dönmesini istemiyorsanız ilk önerimiz bu konuda ciddi bir şekilde bilgi edinmeye çalışmanız ve kesenize, kişiliğinize, onu nasıl kullanmak istediğinize uygun birkaç aday otomobil saptamanız. Daha sonra bu otomobillerin parça ve servisi olmasa bile ustasının olup olmadığını bulmanız. Çünkü bugün ülkemizde birçok ithalatçı kendi ithal etmediği otomobillere bile sanki müşterinin kabahati varmış gibi babasız çocuk muamelesi yapabiliyor. Uzun lafın kısası bu kafayla sizin 25 yıllık otomobilinize ne kadar şefkatle yaklaşılacağını tahmin bile edemez durumdayız. Bu yüzden markayı tanıyan ve otomobil seven bir ustanız olmasında fayda var. Daha sonraysa bu otomobillerden birini edinip yavaş yavaş onu fabrikayı ilk terkettiği günlere yakın ve orijinal haline getirmeye çalışmanız.

Mustafa Uyal

Toplam okunma: 27904
YORUMLAR ( 1 )
Bilgilendirici bir yazı olmuş teşekkürler. Peki ya klasiğe benzetilerek üretilen el yapımı araçlar? Özel izin alınarak ruhsatı çıkarılmış ancak elde yapılırken bir klasiğin model alındığı araçlar var. Örneğin Selina. Tofaş Şahin motoru kullanılmış, tümüyle yerli ancak 1930'lara ait görünümü olan bir otomobildir. Bu araçların değeri nedir? Ne kadar klasiktir?
02.11.2010 - 23:15
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Kullanıcı Adı:
Şifre:
TEKNİK BİLGİLER
Valfler
ABS, ilişkili olduğu her frene valflerle bağlanır. Valfler çalışırken üç farklı işlevi yerine getirir; İlk aşamada, açık olan valf uygulanan basıncı direkt olarak frenlere iletir İkinci aşamada, fren hattını bloke eden valf, fren..