Tek kelimeyle “Muhteşem”, RR Hyperion: bir Pininfarina otomobili!
Tek kelimeyle “Muhteşem”, RR Hyperion: bir Pininfarina otomobili!

Pininfarina, Rolls Royce Drophead (Drophead, Cabriolet’ye Rolls diyarlarında verilen isim) Coupe’yi temel alarak tasarladığı “Hyperion”u sunar.

Her sene Pebble Beach’te düzenlenen, Amerika’nın klasik ve özel yapım otomobillerinin yarıştığı ve “Elegan” kavramının en yüksek seviyede tanımlandığı Concours d’Elegance’da dünya tanıtımı yapılan Hyperion, adını Yunan mitolojisine göre Uranüs ve Gaea’nın soyundan gelen Titan’lardan almış.

Bu isim, otomobilin tasarım özelliklerini ve artistik mükemmelliğini simgelemek amacıyla seçilmiş.

Hyperion, Pininfarina Özel Projeler Bölümü’nün seri üretim bir otomobili “Eşsiz” bir başyapıta dönüştürdüğü ilk proje değil.

Ünlü İtalyan tasarım stüdyosu kısa bir süre önce koleksiyoncu Jim Glickenhaus için Ferrari’yi yeniden yorumlayarak P4/5’i ve Peter Kalikow için yine Ferrari Scaglietti’yi yeniden çalışarak “K”yı üretmişti.

Hyperion’un orijinali Rolls Royce Drophead Coupe’de Roland Hall isimli koleksiyonere ait.

Hall, Pininfarina’dan Rolls’unu 1930’ların şaşalı otomobilleri gibi yeniden tasarlamasını istemiş.

İlk bakışta şaşırtıcı gelebilir ama bugünlerde, aynı 1950’lerin felsefesiyle, bir otomobilin aslında artistik bir ifadeye sahip olması gerektiğini düşünen Hall gibi otomobilsever elitler her geçen gün artıyor.

Hyperion’da Özel Projeler Bölümü tasarımcı ve mühendisler, müşterilerinin kafasındaki otomobili yaratabilmek amacıyla, bütün yeteneklerini ve Pininfarina’nın sahip olduğu inanılmaz deneyimi sonuna kadar kullanmışlar.

Ve sonunda Rolls Royce ve Pininfarina’nın bütün marka değerlerini taşıyan, çizgi ve boyutlarını 21.yy’da bulamayacağınız, Pininfarina’nın tasarladığı 1951 Silver Dawn Saloon ve 1975 Camargue gibi diğer Rolls Royce modellerinin bütün mirasını haykıran “Hyperion” ortaya çıkmış.

Pininfarina’nın tarihinde “Asil” şasiler üzerine inşa edilen birçok özel otomobil var.

Roland Hall’un bir Rolls Royce platformu üzerinde çalışmaları yönündeki teklifini de bu geçmişleri yüzünden kabul etmişler.

Özel Projeler Bölümü, bu yeni özel üretim araç için yeni bir fikir aramış.

Eşsiz ve özel; yalnızca otomobillerle derin bir aşk yaşayan, onları gerçekten bir sanat eseri olarak gören birisinin anlayabileceği bir fikir.

Hyperion bu arayışlarla beraber 2007 sonbaharında doğmuş.

Stilini, 1930’ların krallara layık o muhteşem motor kaputları, ve yalnıca sürücü ile yanında oturan tek bir yolcuyu saran heybetli gövdelerinden almış

Güçlü tasarımlar, karakteristik çizgiler ve elegan görünüm, hareketsiz bir otomobilin bile bütün dikkatleri üzerinde toplamasına yeterli olur. Hyperion bu güçlü tasarımların kusursuz bir örneği olarak terketmiş çizim masasını.

Pininfarina’nın tasarladığı bütün otomobiller gibi, Hyperion’un sırrı da “hacimler ve kütleler” arasındaki kesin uyumda, oranlardaki eşsiz dengede gizli.

Gövde karbon fiber’den imal edilmiş. Sürüş pozisyonu, arka koltuklara doğru 400mm geri alınmış.

Ön camın ön tarafına yerleştirilen 2 bölüm, küçük şeyleri koyabileceğiniz bir hacim oluşturmuş. Mr.Hall av tüfeklerini burada taşıyabilir.

Bagajın arka koltuklarla birleştiği ön bölümü ve öndeki bu küçük depolama alanlarının kapakları, lüks teknelerde kullanılan ahşaplar üzerine uzmanlaşmış sanatkarlar tarafından masif tik ağacı kullanılarak yapılmış.

Aracın içinde kullanılan koyu renk ağaçlar ile Tik'in çok uyumlu olmadığını, renk farklılığı olduğunu düşünenler olabilir. Bu konuda bir not düşelim: Gerçek Tik ışık gördükçe kararır, bu yüzden otomobilin kullanımı sırasında zaman içinde ağaçların tonları birbiriyle eşdeğer hale dönüşecektir.

Pininfarina, Tik ağacı gibi seri üretim otomobillerde kullanılmayan bu tür detayları özel üretim esnasında uygulayabiliyor.

Projeye kendi alanının en iyileri ortaklık etmiş. Karbon malzemeler için Re Fraschini, parlak yüzeyler için Isoclima, çizimler için Proxy Design, farlar ve diğer ışıklandırma için Triom, jantlar için Fondmetal, prototip çalışmaları için Materialise, ve tik ağacı için SIGMA Navale Italiana ile işbirliği yapılmış.

Hyperion’un masalsı stili için 2 kelime yeterli olur: Romantik ve Asil.

Bu özel 2 kişilik roadster köklerindeki Rolls Royce Drophead Coupe’nin bütün ihtişamını ve 2.Dünya Savaşı öncesi o zarif otomobillerdeki asalet ve romantizmi mükemmel bir şekilde birleştiriyor.

“Kısa bir bagaj ve uzun bir motor bölümünden oluşan o unutulmaz otomobillerin oranlarını yakalayabilmek için tavanı uzatmamız ve arkayı kısaltmamız gerekti diyor Pininfarinalı bir tasarımcı. “Otomobilin hacimlerini dengelemek için yumuşak ve akışkan yüzeyler oluşturduk.”

Önde çok az dikleştirdikleri klasik Rolls Royse ızgarasını kullanmışlar.

Geometrik olarak “yamuk” tasarlanan yüzey ile aerodinamiyi artırmışlar.

Gövdeye gömülü Bixenon farlar ve kullanılan ledler sportif ve elegan bir hava vermiş.

Heybetli motor kaputu, çamurlukların üzerindeki kaslı kanat tasarımıyla daha da güçlendirilmiş.

Ön tekerlerklerin üzerinde başlayan, bagajın altına kadar devam eden çizgi, Hyperion’un park halindeyken bile sanki gidiyormuş gibi görünmesini sağlamış.

Arka görünüm Pininfarina’nın elliler ve altmışlardaki efsanevi “Berlinetta”larının küt kuyruklarını andıracak şekilde çok dik tasarlanmış.

Bagaj kaputu kapandığında oluşan düz çizgiler ve üretim teknolojisi ise tekne imalatından alınmış.

Aracın içi aslında çok değişmemiş zira orijinal Rolls zaten dünyanın en lüks ve kaliteli yolcu bölümüne sahip.

Yalnız bir detay tasarım var ki, bir anda her şeyi daha da azametli yapmış.

O da ön panele yerleştirilen Girard-Perregaux yapımı bir saat. Bu saat istendiğinde yerinden çıkartılarak bileğinizdeki özel bir bilekliğe takılabiliyor.

Girard-Perregaux, en sofistike saatlerinden birisi olan altın köprülü Vintage 1945 Tourbillion’u Hyperion için özelleştirmiş.

1945’de ilk defa üretilen bu model, Constant Girard-Perregaux tarafından 19.yy’da icat edilen özel bir mekanizma ile çalışıyor.

Meraklısı için söyleyelim:Yalnızca 0.3 gram ağırlığındaki muhafazanın içinde 72 adet parça var.

Pebble Beach show’unda katılımcılar, bu çok sükseli ve şık otomobilin Rolls Royce Corniche’den daha güzel bir tasarım olduğu konusunda birleşmişler.

Fiyatı ise dudak uçuklatan cinsten, donör otomobil dahil kabaca üç buçuk milyon Euro.. Allah Kazadan beladan korusun !…

Roland Hall’a Hyperion’unu iyi günlerde kullanmasını diliyoruz.

Toplam okunma: 3212
YORUMLAR ( 0 )
Henüz yorum yazılmamış.
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Kullanıcı Adı:
Şifre:
TEKNİK BİLGİLER
Yakıt göstergeleri
Eğer yakıt göstergesine ancak ikaz ışığı yandıktan sonra bakma eğiliminde olanlardansanız, yakıt göstergesinin yaratacağı sürprizlere hazırlıklı olmanızda fayda var.Otomotiv teknolojisinin her alanında olduğu gibi otomobillerin yakıt..