Palavralar, efsaneler, söylentiler...
Mustafa Uyal

07.02.2010 - 20:20
Herkes avcı hikayelerini bilir, ama otomobil hikayeleri de onlardan aşağı kalır değildir. Etrafınıza şöyle bir kulak kabartın, anlatılan otomobil hikayelerinin neredeyse yarısı palavralar, efsaneler ve söylentilerden oluşur.

1981 yılı sonları Boğaziçi Üniversitesi 3. Erkek Yurdu’nda geleneksel otomobil muhabbetlerinden birinde hazırlık öğrencilerinden birisi, zamanın erişilebilir rüyası Golf GTI konuşulurken "yakında Tofaş bir otomobil çıkartıyor, GTI falan dinlemez" demişti. Kuş serisinin top modeli Doğan'ı kastediyordu tabii. Bilinmezlerin çok olduğu bir dönemdi. İthalat yoktu, rekabet yoktu, dergiler yoktu, tek kanaldan yarı renkli televizyon izlediğimiz devirlerdi. Doğal olarak bu lafa epey inanan çıkmıştı. Nihayet heyecanla beklenen Doğan geldi. Evet metalik boyalıydı, 5 vitesli, 1600 cc motoru vardı. Ama Golf GTI o zamanlar 9 saniye civarında 0-100 hızlanması, dile kolay 182 (!) km/s hızı ve agresif görüntüsüyle başka bir yaratıktı.

O söylentiye inananlar gerçeği çok çabuk kabullendiler ancak bir de inanılmaktan vazgeçilmeyenler var. Örneğin, 2CV Citroen'i devirebilene Citroen fabrikasi yeni bir DS veya sonraları CX Prestige veriyormuş. Daha neler! Zaten devrilen otomobil yoktur, otomobili deviren bir sürücü vardır. Çok değil 1998 yılında ilk parti Mercedes A serisi devriliyordu diyenler olabilir. Evet devriliyordu; ama Elk testinde yani 2 metre boyuyla bir minibüsten farksız cüssesi ve azametli boynuzlarıyla kuzey ülkelerinde en ölümcül yol kazalarına yol açan geyiklerin otomobilin önüne aniden çıktığı an yapılan ekstrem panik manevra sırasında devriliyordu. Bu da üst limit demektir. Bu limit de bilindiği gibi eki müdahalelerle genişletildi; ama bundan sonra da bazıları yeni veya gelecekte çıkacak Mercedes A serisini de tüm diğer otomobilleri de devirmeyi başaracaklar, bundan emin olabilirsiniz.



Citroen 2CV'ye dönersek bazılarının 2CV fiyatına DS veya CX almayı kafaya taktıklarını düşünün. Mantık bunun neresinde? Sen otur tüm fizik kurallarına aykırı şekilde otomobil kullan devril; hatta bu sardalya konservesi şekli ve direnciyle hazırlanmış otomobilin içinde öl, ailene tabiri caizse bu eşekliğin hatırası olarak yeni bir otomobil versinler. Buna yıllarca inanıldı. Hala da inananlar vardır.

Gelelim devrilme konusunun başka bir uzantısına. Bugünlerde sayıları hayli azalmasına rağmen havalı görüntü ve sözde performans elde etmek adına bara demirlerine kırmızı beyaz uyarı stickerları veya çeşitli geometrik şekiller yapıştırılan, amortisörlerinin bağlantı kısımlarına takoz konularak arkaları 15-20 cm yükseltilen, jantları küçültülerek ve alçak profilli geniş tabanlı lastikler takılarak tüm ağırlık merkezi hesaplarının, geometirk düzeninin değiştirildiği Murat’ların, eski BMW'lerin kullanıcıları, otomobillerinin hasbelkader ele geçen yabancı dergilerdeki veya 3. sınıf Holywood filmlerinde gördükleri Hot Rod veya Dragster'lara benzedigini hatta performanslarının da onlara benzeyeceğini zannediyorlardı. Ne yazık ki bu tatlı düşünceler süratle girilen ilk virajda son buluyordu. İşin daha da üzücü olan kısmı bu otomobillerin piyasada dolaştığı yaklaşık 10 yıllık devre içinde ne bu otomobilleri üreten firmaların ne de trafik görevlilerinin bu konuda hiçbir önlem almadıkları bir yana uyarıda bile bulunmamış olmalarıdır. Halbuki üretici firmaların özellikle araçların güvenliği tehlikeye düşürecek şekilde modifikasyona uğraması bir moda haline geldiğinde ayağa kalkıp bir şeyler söylemek gibi bir sorumlulukları da vardır diye düşünüyoruz. Bunu hiçbir zaman okunmadığı bilinen kullanma kitaplarının bir köşesine yazmak yeterli bir önlem değildir. Bu ancak pasif bir kanuni sığınak olabilir. Dün dündür, bugün bugündür düşüncesinde değillerse o zaman tavsiyemiz otomobilin arkasını yükseltme modasına son veren “otomobili aşırı alçaltma” modasına karşı bir uyarıda bulunmaları olabilir. Kimisi yere kaplumbağa gibi yapışık gözüken bu otomobillerin; satıhları berbat yollarımızda, özellikle kalın lastikleri her engebede çamurlukların içine sürterken, her doğa veya insan yapısı kasis otomobilin altına vururken ne kadar güvenli olduğunu tahmin edersiniz.

Otomobil palavraları enteresandır. Bu tür hikayeler biri tarafından uydurulur ve sonunda uyduranın bile inandığı bir hal alarak anonimleşir. Bazılarına inanmak da işimize gelir. Buna örnek vermek gerekirse özellikle bizim gibi otomobilin zor satın alınıp, ekonomik ömrünün üzerindeki yaşlara kadar kullanıldığı ülkelerde sık sık rastlanan soru şudur: 'Benim 1962 model X model bir otomobilim var, bu artık antika sayılır. Duydum ki fabrikası bunu yenisiyle değiştiriyormuş, kiminle temasa geçeyim?' Cevap: Hiç kimseyle... Bir; otomobil fabrikalarının zamanında ürettiği onbinlerce otomobillerden koleksiyonları, müzeleri için ayırdıkları veya daha sonra aldıkları otomobilleri muhakkak vardır. İki; bu otomobiller servis ve yedek parça konusunda sanayi sitelerinde çözüm üretmesiyle meşhur ülkemizdekinden çok daha orijinaline sadıktır. Üç; birkaç otomobil meraklısının koleksiyonlarını ve birkaç ender örneği hariç tutarsak gümrük duvarlarının yakın tarihlerde kısmen kalktığı ülkemizde bırakın otomobil fabrikalarını, meraklı ama parası az koleksiyoncular için bile kayda değer otomobil pek yoktur. Sitemizin haberler kısmında Peugeot ‘nun kriz önlemi olarak müzesindeki bazı araçları müzayedeye koymayı düşündüğünü okumuş olabilirsiniz.Peugeot’nun her araçtan en az bir tanesini elinde tutacağından emin olabilirsiniz yani beklenenden fazla bir envanterleri var demektir.

Otomobilin ekonomik ömrünün zorlanarak uzatıldığı ülkemizde başka bir ilginç söyleme de gazetelerin küçük ilanlar sayfasında sıkça rastlarız. Meslek grubu otomobilleri veya cinsiyet grubu otomobilleri gibi. Yani ‘bayandan satılık’ veya ‘doktordan, avukattan satılık’ diye başlayan ilanlar. İnsan bunları görünce "kromozom yapısı XX olan cins daha mı iyi otomobil kullanmaya genetik kodlanmış ya da tıp ve hukuk fakültelerinde otomobili doğru ve özenli kullanmayı öğreten bölümler mi var?" diye düşünmeden edemiyor. Sevgili Demir Bükey İstanbul Hukuk Fakültesi veya Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde de güvenli sürüş teknikleri dersi mi veriyor diye düşünmemek elde değil! Bir kadının kullandığı otomobil bir erkeğin kullandığı otomobilden daha fazla mı eder, daha özenli mi kullanılmıştır? Kadınlar erkeklere otomobil satmak için yumuşak yanlarını mı öne çıkartıyorlar? Yoksa bu da bir erkek şovenistin malının değerini arttırmak için bulduğu bir satış hilesi mi? Erkeklerin her türlü dil sürçmesine bile en ağır ifadelerle cevap veren kadın hakları savunucularının bunu nasıl gözden kaçırdığını anlayamıyoruz.



Bir başka palavralar silsilesini de aksesuar satan firmaların ilanlarında ve satıcılarının prezantasyonlarında görmek mümkün. Bunlar iki kategoriye ayrılıyor; tehlikeliler ve para tuzakları. Tehlikeli kategoriye örnek olarak bir zamanlar ortaya atılan mekanik ABS'yi gösterebiliriz. Bütün yeni kuşak otomobillerde klimadan sonra en pahalı ekipman olan ve servislerde after market ürün olarak takılması imkansız olmasa bile asla önerilmeyen elektronik ABS'yle aynı işlevleri yapacağı iddia edilen bir düzenek, karşımıza çok küçük bir operasyon ve komik bir fiyatla her serviste takılabilir bir mekanik ABS diye çıkmıştı. Tabii ki bunu taktıran birçok müşteri de bulmuşlardır. Herhalde bu müşterilerin hiçbir Amerikalı, Avrupalı veya Japon üreticilerin bu mükemmel ve ucuz çözüm varken niye her otomobile bir elektronik beyin, optik sensörler ve benzeri bir sürü elektronik parçayı takarak maliyetlerini arttırdıklannı düşünmemişlerdir. Sonuçta bunu takan otomobillerden bir şikayet gelip gelmedigini bilmiyoruz. Ama umuyoruz bu sattığı ilaçlardan hiçbir şikayet gelmediğini söyleyen ve bütün müşterilerine her fırsatta Fatiha okuyan eczacının hikayesine benzemiyordur. Daha az tehlikeli olanlarsa temizlik malzemelerinin ilanlarıdır. Özellikle Jant temizlik kitleri, TV'lerin geceyarısı reklam şovlarında balata tozu, yağ ve yol kirlerinin birleşimiyle yağlı kara dediğimiz hale gelmiş alaşım jantlara tatbik edilen bir spreyle hortumdan su akıtılarak pırıl pırıl yapılan jantlar ne kadar çekici oluyor degil mi? Siz siz olun bu tür malzemeleri uygulamayı da yapıp gösterilen sonucu alacağını garanti eden bir satıcı bulun. İşi yapsın. Servis ücretini de ekleyerek verin. Çünkü genellikle bu tür yerleşmiş kirler belli bir seviyeye kadar temizlenebilir hatta bazı durumlarda jantı tornaya gönderip bir miktar metal kazıtmak bile gerekebilir; ama bu da güvenlik ekipmanı sayılan jantlara lüzumsuz ve tehlikeli bir müdahaledir. Yeni bir jantın insan hayatından cok daha ucuz olduğu gerçeği ortada değil mi?.

Neyse biz dönelim efsaneler ve palavraların biraz daha eğlenceli olanlarına. Efsane otomobil olursunuz da bir efsane de sizin için yaratılmış olmaz mı hiç? Evet Rolls Royce'dan bahis açacağız. Bu mükemmel otomobilin üreticileri yakın zamana kadar Rolls Royce alan kişileri ilgilendirmediği savıyla beygir güçleri veya motor hacmi gibi ayrıntıları açıklamazdı. Zaten otomobili görmemişiz, binmemişiz, pahalı olduğundan başka bir bilgimiz yok, adamlar bazı temel verileri bile vermeyecek kadar züppe. Bir de aşağıdaki hikaye anlatılıp duruyor. Siz olsaydınız inanmaktan başka ne yapardınız?

Hikaye şu: Bir İngiliz, Rolls Royce'uyla İsviçre Alpleri'nde yol alırken otomobil akson keser ve yolda kalır. Adam derhal İngiltere Rolls Royce'u arar ve durumu bildirir. (Bu hikaye anlatıldığı zaman uluslararası otomatik arama, cep veya araç telefonu yoktu!) Birkaç saat sonra bir helikopter otomobilin olduğu bölgeye iner ve gelen mekanikler önce otomobil örter ve son derece süratli bir şekilde otomobili tamir eder ve hiçbir ücret almadan ayrılırlar. Otomobil sahibi çok etkilenir ve "Rolls Royce almakla ne kadar isabetli bir karar verdiğimi başıma İsviçre'de gelen şu olayda anladım, tekrar tekrar teşekkür ederim" yollu bir mektup yazar. Vay, sen misin yazan? Söylentiye göre "Sizin derdiniz nedir? Rolls Royce'a iftira atıyorsunuz, Rolls Royce asla yolda kalmaz. Zaten şirket kayıtlarımızı da kontrol ettik böyle bir olay asla olmamış" diyen zehir zemberek bir mektup alır.

Ama bu palavrayı bir tarafa bırakırsak, Rolls Royce, aldığı otomobili günün modasına uygun hippi kültürüne ait çiçekli desenlerle boyattığı için efsanevi Beatle John Lennon'u mahkemeye vermekten çekinmemiş bir firmadır ve bazı istasyonlarındaki el üretimi dahil hemen tüm geleneklerini hala korumaktadır. Ettore Bugatti' nin hayatı boyunca bazı prensiplerini koruması gibi: Ettore Bugatti, Royal modelini "Bu otomobil otomobillerin kralıdır ve kralların otomobilidir" diye ürettiği zaman, bu otomobile talip olan kişilerin otomobile layık olup olmadığını kendilerini şatosunda bir hafta ağırlayarak test edermiş. Bazı kralların sadece altı adet üretilen bu rüya otomobilden bu asalet testini geçemedikleri için alamadığı da söylenir. Bu bir efsane ve gerçektir ya da değildir diyebilecek durumda değiliz; fakat Londra sokaklarında arıza nedeniyle çekilen bir Rolls Royce gördüğümüz için birinci hikayeye "palavra" diyebiliyoruz. Ama çok tatlı ve zekice bir palavra olduğunun hakkını da teslim etmek kaydıyla.



Güncel palavralara ise artık sanal alemde daha sık rastlanır oldu. Özellikle ikinci el satış sitelerinde otomobillerin tanımlamaları birbirinden eğlenceli satırlarla dolu. Emsalsiz en çok kullanılan betimlemelerden biri. Sıralama yaparsak “Emsalsiz, çizikten boyalı, orijinal kilometre, gümrükten yeni çekildi” en sık kullanılanlardan bazıları. Ama en güzellerinden biri açıklamalar bölümünde “yurtdışına taşınacağım veya araç fazlalığından satıyorum dedikten sonra daha ucuz bir otomobille takas düşünürüm diyenler..

Palavralar, efsaneler, söylentiler her zaman önemli konuların üzerine çıkmıştır. Bir ağızda akla gelen bunca örnekse otomobilin hayatın ve ortak dünya kültürünün nasıl odak noktalarından biri olduğunu göstermiyor mu? Lütfen duymadıklarımızı sizler de bizimle paylaşır mısınız?
Okunma: 5081
Yazarın diğer yazıları
Kullanıcı Adı:
Şifre:
TEKNİK BİLGİLER
Uzun huzmeli farlar
Uzun huzmeli far geliştirilirken, kısa huzmeli farlar ile açısal olarak entegre çalışması planlanmıştır. Uzun huzmeli farların yolun daha ilerisindeki objeleri görünür hale getirmesinin mantığı, aydınlatma ışık kaynağının, odak..