Otomobilin geleceği
Yalın Gülmez

16.09.2009 - 10:55
Elektrikli motora, otomatik pilota ya da kaza sırasında herkesi koza gibi saran köpüklere sahip otomobilleri bekleyenlerin yolu hala çok uzun. Çünkü otomobilin gelecek 20 yılı, bugünkünden çok da farklı olmayan teknolojilere mahkum görünüyor.

Bu saptama, en büyük tedarikçilerin yaptığı açıklamalar incelendiğinde anlam kazanıyor. Örneğin Alman otomotiv yan sanayi devi Bosch, önümüzdeki 20 yıl boyunca elektrikli motorların devriminin ertelenip içten yanmalı motorların hükümranlığının devam edeceğinin öngörüyor. Bu tahminin arkasında birkaç basit yanılsamanın gözler önüne serilmesi yatıyor. Bunlardan birincisi, elektrik motoruna sahip bir otomobilin yeterli menzile sahip olabileceği. Elektrik motorlarını besleyen piller verimlilik anlamında hala emekleme çağında. Yeterli menzilin sağlanması için devasa pillere ihtiyaç var. Plug-in yani şebeke elektriğinden şarj edilebilir pillere sahip otomobillerin kullanışlı olması içinse şarj ünitesi ağı kurulumu gibi masraflı bir altyapı çalışması gerekli.



İkinci bir yanılsamaysa sadece elektrik motoruyla ilerleyen bir otomobilin sıfır emisyon ürettiği. Enerji yoktan var edilemiyor ve bu nedenle bir kaynağa ihtiyaç var. Günümüz enerji üretimiyse yüksek oranlı olarak fosil yakıtlar kullanılarak yapılıyor. Yani elektrikli otomobilinizin pillerini şarj ettiğiniz şebeke elektriği de tıpkı içten yanmalı motorlar gibi emisyon üretimine neden oluyor. Normal bir enerji dağılımına sahip gelişmiş bir ülkede elektriği şebekeden sağlayan bir sıfır emisyonlu otomobil bu nedenle her km başına 100 gr. CO2 üretimine önayak oluyor.
Bu iki sebep içten yanmalı motorların daha uzunca bir dönem popülaritesini koruyacağını gösteriyor. Tabii onlar için de ufak değişiklikler görülecek. Hacim küçültme akımı daha da hızlanıyor ve artık aşırı beslenen 3 silindirli motorlarla tanışma vaktimiz iyice yaklaşıyor. Bunun yanında enjeksiyon verimliliğinin arttırılması ve melez çözümler de daha sık karşımıza çıkacak.

Melez yani hibrid çözümler, Toyota Prius gibi pahalı örneklerden çok hafif destekler öncelikli olarak kullanılacak. Son olarak Mercedes S 400 Hybrid’de de görülen ve içten yanmalı motorun, fren sırasında elde edilen enerjiyle konfor ekipmanlarını çalıştıracak kadar güç üreten küçük bir elektrik motoruyla birlikteliği iyi bir melez olarak karşımıza çıkıyor. Start-stop elektroniğinin de yardımıyla bu basit melez sistemler çok iyi tasarruf sağlayabiliyor.



Alternatif yakıtlarsa bu tablonun dışında durmak zorunda kalıyor. Çünkü hidrojen gibi kaynaklar, tıpkı fosil yakıtlar gibi tükenebilir ve dahası fosil yakıtlardan farklı olarak yaygın bir dağıtım ve saklama ağına sahip değiller. Bu noktada sıyrılmayı başaran tek alternatif sıvı petrol gazı yani LPG. Uzun yıllardır yerleşimlerde ısınma için kullanılan LPG, bu nedenle geniş bir dağıtım ve saklama ağına sahip. LPG’nin yanma verimliliği benzinden daha yüksek ve emisyon üretimi de daha düşük.

Otomobille ilgili en önemli hayal olan otomatik pilot fonksiyonuysa kademe kademe ilerleyerek bir gün gerçek olabilecek gibi görünse de önünde ciddi engeller var. Volvo’nun XC60’da standart olarak sunduğu City Safety gibi engelleri algılayıp otomatik fren yapan sistemler ya da öndeki araçla takip mesafesini koruyup gerekirse duruncaya kadar fren yapabilen adaptif hız sabitleyici sistemler, sürücünün sadece yönlendirmeyle ilgilenmesini yeterli kılıyor. Bunun bir adım ötesiyse yönlendirmenin de elektroniğe devri. Üreticiler bu yolla kazaları azaltmak için farklı yollar takip ediyor. Fakat bütün yollar geniş çaplı bir altyapı çalışmasını gerektiriyor. Bu yollardan biri tüm üreticilerin üzerinde uzlaşacakları bir haberleşme şekli benimseyerek otomobillerin iletişim kurmalarını sağlamak. Bu sayede yol durumu hakkında ileriye dönük bilgi alınıp elektroniğin en büyük açığı olan tahmin ve tamamlama gibi eksiklerin giderilmesi amaçlanıyor. Bir başka yolsa tüm yolların vericilerle donatılarak tam otomatik işleyişe açılmaları. İki yolun ortak çıkmazıysa günümüz en gelişmiş bilgisayarlarının bile ortalama insan zekasının uyum gösterme ve verileri eleyerek doğruyu bulma kabiliyetine yaklaşamaması.



Neyse ki güvenlik sistemlerinde durum daha farklı. Gelecekte bugünkünden daha güvenli otomobiller kullanacağımız neredeyse kesin. ESP, tıpkı bugün ABS’nin ulaştığı gibi çok daha alt sınıflara doğru yayılımını sürdürecek. Sistemin her geçen gün ucuzlaması bir yana Avrupa Birliği ve ABD önümüzdeki yıllar içinde yeni araçlarda ESP’nin sunulmasını zorunlu hale getirmeyi amaçlıyor. Bunun yanında elektronik altyapının gelişmesiyle kaza önleme ve kazalarda hasarı azaltma yönünde birçok farklı teknoloji de kullanılabilecek.

Okunma: 4542
Yazarın diğer yazıları
Kullanıcı Adı:
Şifre:
TEKNİK BİLGİLER
Buharlaştırıcı (Evaporatör)
Buharlaştırıcı, bir çeşit ısı değiştiricisidir. Buharlaştırıcı üzerinden geçirilen sıcak hava ısısını burada bırakarak, araç içine gönderilir. Böylece araç içi soğutulmuş olur. Buharlaştırıcı, içinde alçak basınçlı..