Otomobil jargonu veya olmazsa olmaz sözler
Mustafa Uyal

30.07.2009 - 12:29
Maksimum tork, rüzgar sürtünme katsayısı, 0-100 km/s hızlanma, DIN, SAE, kW neredeyse artık hayatımızın bir parçası oldu. Otomobil ilanlarında, katalog ve broşürlerde her gün gördüğümüz bu sözcüklerin anlamını gerçekten biliyor muyuz?

Temel doktora gitmiş. Muayeneden sonra doktor Temel'e bir spozituar yazmış ve her akşam
bir adet uygulamasını söylemiş. Temel eczaneden ilacı alıp eve gidince ilaca bakmış öyle yutulacak gibi bir şey değil, eritilecek gibi değil, iğne için değil. Karısına göstermiş. Fadime de anlamamış ve "Doktoru ara sor" demiş. Temel doktoru aramış ve “doktor ben bunu nasıl kullanacağımı anlamadım” deyince, doktor: "Haa, o mu, fitil fitil" demiş. Temel telefonu kapatmış ama yine anlamamış. Fadime'ye söylemiş o da anlamamış; bir saat sonra tekrar doktoru aramaya karar vermişler. Doktor bu kez de: "Anal yoldan uygulayacaksınız" demiş.

Temel “haa” deyip telefonu kapamış ama nafile, gene anlamamış ve bir saat sonra yine telefon etmiş. Doktor hafif sinirle cevap vermiş: "Makattan uygulayacaksınız". Temel doktorun kızacağını bile bile son telefonu açtığında gece yansı olmuş, doktor uykulu bir sesle cevap
vermiş: "Kardeşim k..... sok". Temel Fadime'ye dönmüş: "Doktor çok kızdı biz yarın arayalım, iyice öğrenelim bu işi" demiş.

Yukarıdaki fıkra bizce Temel ve Fadime'den çok doktorla ve doktorun kullandığı deyimlerle ilgili. Bu konuda başka örnekler de var. Bugüne kadar tapu, nüfus, oto alım-satımı gibi işlere kalkıştıysanız mutlaka vekaletname vermişsinizdir. Ne için vekaletname verdiğinizi bilirsiniz de, o vekaletnamede yazılanları anlayabilir misiniz? Örneğin bir vekaletnamede "Ahzu kabza" yazıyorsa bu ne demektir? Basit. Neredeyse imzalama demektir; çünkü ahzu kabza "Tüm işlemlerde adıma para almak vermek dahil tam yetkilidir" anlamına gelir. Ama vekaletnameye, adıma para alıp vermeye yetkilidir diye yazdırırsanız bu geçerli değildir. Çünkü hukuk sisteminde illaki onların dilinde konuşulacak diye bir gizli madde vardır. Yani insanın kendini dili döndüğünce savunması diye bir şey ancak Kemal Sunal filmlerinde olur. Hastanelerde ateşli hastalıklarla ilgili olarak "intaniye servisi"ni bulmalısınız. "Radyoloji servisi" müzik yayınıyla ilgili değil, röntgen ve benzeri tarama işlemleriyle ilgilenir. Borsada hisse senetlerini "lof"la alırsınız. Televizyonları izlerken "reyting" yaratırsınız. Yani hepimizin içinde yaşadığı hayatta irili ufaklı tüm grupların bir "jargon"u, kendilerinin anladığı, onlara gayet doğal gelen; ama karşısındakinin anlamadığı bir sözcükler grubu vardır. Kendi işlerimizi düşünürsek bizlerin de aynı durumda olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Otomobil konusu da böyle değil mi? Otomobil gibi önemli bir konuda alışveriş yaparken karşılaştığımız sözcüklere bir bakınca bunu daha rahat algılıyoruz: Tork, beygir gücü, sürtünme katsayısı, 0-100 km/s ivmelenme. Bunları hep duyarız, reklamlarda karşılaşırız da bunlar ne demek deyince, herhalde iyi bir şeyler demek deyip duruyoruz. Halbuki bunlara bakarak otomobil aldığımız bile oluyor. Ama aldığımız otomobilin beygir gücünün DIN, SAE veya kW cinsinden ölçümlerinin her birinin ayrı sonuç verdiğini, yani 112 beygir diye aldığınız bir otomobilin aslında 100 beygir, hatta 74 beygirlik bir başka otomobille aynı güçte olduğunu öğrenirseniz ne hissedersiniz? Ne yazık ki bu gerçekleri saptırma yöntemi yakın zamana kadar büyük küçük birçok firma tarafından kullanılmaktaydı. Bugünse sadece küçük (!) ithalatçılar bu tür aldatmacalara itibar ediyorlar. Herkesin anlayacağı ve bilmesi gerekense şu: Güç üç ayrı yöntemle ölçülmektedir. Bugün en yaygın ölçümleme DIN (HP) normlarına göre yapılandır. Mühendislere veya Almanlar’a sorarsanız onlar kW yani kilowatt cinsi ölçümlemenin daha sağlıklı olduğunu söylerler. DIN değerini 1.36'ya bölerseniz kW değeri ortaya çıkar. Öte yandan satıcıların pek sevdiği SAE yani "Amerikan Otomotiv Mühendisleri Birliği" tipi ölçümse her otomobilde DIN'in en az 1.12'si olmak üzere değişik bir sonuç verebiliyor. Bu ölçümlerin tümünün belli bir prosedürü var. Örneğin SAE motorun brüt gücünü ölçer, DIN ve kW'yse tekerleklere kadar olan sürtünme ve aktarma kayıplarını düşer. Yani otomobil alırken gerçekten gücünü merak ediyorsanız, teknik broşürde DIN veya kW olan değeri arayınız.


Öte yandan tüm otomobilcilerin pek meraklı olduğu 0-100 km/s hızlanma veya akselerasyon olayı var. İşin kolay anlaşılır açıklaması şu: Bir otomobil park halinden 100 km/s hiza kaç saniyede ulaşıyor? Bu değerler eğer 12 saniyelerin üzerindeyse yavaş bir otomobili, 10 saniyenin altındaysa modern güçlü bir otomobili, hele hele 7 saniyelerin altındaysa çok kuvvetli süper otomobili tanımlar; ama içimizde kaç kişi otomobilin bu değerleri elde edecek şekilde kullanabilir? Bu sorunun cevabı basit: Hiçbir ortalama sürücü bu değerleri normal kullanımda elde edemez. Çünkü bu değerleri elde etmek için debriyajınızı, vites kutunuzu kırmayı göze alacak kadar sert kullanmanız gerekir. Ayrıca bu verilerin elde edildiği şartların aynısına sahip olmanız gerekir: Otomobiliniz bu testlerin yapıldığı otomobiller gibi aksesuarsız yani hafif olacak, sürtünmeyi azaltmak için aynalar ve cinsi diğer dış aksesuarlar takılmamış olacak, otomobili yolda tutabilecek en ince tabanlı lastikler kullanılacak vs. Ayrıca yol eğimli olmayacak, tozlu topraklı yağlı olmayacak hava rüzgarlı olmayacak ki, bizler de bir ihtimal bu dereceleri tutturabilelim.


Bu yazıyı okuyan birçok kişinin “ben denedim, bu rakamlar tutuyor” diyebileceği ihtimaline karşı da şunu eklemekte fayda var. Bu denemeleri hangi ekipmanla yaptığınız çok önemli. Basit bir kronometre ve otomobilin kilometre saatiyle yapılan testlerde yanılma payı otomobilin kilometre saati hatasıyla -ki bu ortalama yüzde 5-10 civarında değişir, yani siz 100 km/s noktasını gördüğünüzde otomobiliniz yaklaşık 90-95 km/s hiza erişmiştir- doğrudan ilgilidir. Ayrıca kronometreyi tutan kişinin tepki süresi ciddi farklılık yaratır. Bu nedenledir ki, bu rakamlar akademiktir. Tüm bu dezavantajlar en iyisinden en kötüsüne tüm araçlar için geçerli olduğundan, otomobilinizin kağıt üstündeki değerinin doğru olduğunu bilin yeter. Bunları elde etmek için uğraşmaksa size daha fazla yakıt tüketimi, garanti dışı arıza masrafları ve kaza olarak geri dönebilir. Birkaç saniye fark için değer mi? Eğer güç konusunda bu kadar problem varsa "tork" konusunda daha çok vardır diye düşünenler haklı. Son birkaç yıldır özellikle otomobil sporlarına yakın çevrelerin de katkısıyla bir tork lafı da epey kullanılır oldu. Daha evvel birçok kez açıklanmış olmasına rağmen hala tork konusunda yeterli bilincin oluşmadığı kesin. Tork en basit anlamda güç çarpı mesafe diye adlandırılabilir; ama bu hala açık değildir. Şöyle diyelim; bir yokuşu bisikletle çıkarken bacaklarınız pedallara ve dolayısıyla gücün bir kısmının sürtünme ve yerçekimi gibi etkilerle kaybeden, bir kısmını da hareket olarak tekerleklere aktaran dişlilere yeterli ittirme sağlayamazsa gittikçe yavaşlar ve sonunda durursunuz. İşte bu ittirme gücüne tork denir. Bir atlet aynı şartlarda daha kuvvetli bacaklarıyla daha çok dayanabilir. İşte bu hafif bir otomobilde daha güçlü bir motorun ürettiği torkla aynı şeydir. Tork yükseldikçe bir kütleyi yürütme gücü de artar. Newton kanunlarını hatırlarsınız, güç/kütle ivmelenmeyi verir. Yani aynı yolla tork büyüdükçe, kütle küçüldükçe ivmelenme de artar. Tabii ki insan dahil her makinenin limitleri olduğunu unutmamak gerekir. Bu limitler içinde en düşük ve en yüksek ittirmeyi sağlayan belli noktalarda hareketi devam ettirmek için vites düzenekleri vardır. Yokuş yukarı giden bisikletçi örneğimize dönersek birinci yani en yumuşak viteste sürücü pedalı çok daha hızlı çevirip ortalama bir tempo tutturabilir; ama burada gücün daha çok bacakları aşağı yukarı kaldırmaya harcandığı da bir süre sonra ortaya çıkar ve aktarılan kuvvet azalır. Halbuki ortalama tempo tutturulduğu sırada ikinci vitese geçerek ağırlaştırılan pedallar, uygulanan torku daha verimli aktarırlar; aynı otomobillerde olduğu gibi.


Sonuç olarak tork değeri yüksek ve kilosu hafifse atak bir otomobiliniz; ayrıca vites ve son dişli oranları iyi planlanmışsa hem atak hem de hızlı bir otomobiliniz var demektir. Aslında çok önemli olmasına karşın gözden kaçan bir başka konu da "esneklik"tir. Gerçek anlamda bir otomobilin teknik değerlerinin nasıl olduğuna dair en önemli ipuçlarını esneklik verileri gösterir. Esneklik otomobil testlerinde genellikle 4'üncü ve 5'inci viteste bir otomobilin 60 km/s hızdan 100 km/s hıza veya 90 km/s'den 120 km/s'ye kaç saniyede ulaştığının ölçümüdür. Burada çıkan değerler kısaca sizin dar ve kısa düzlükler olan bir yolda, bir kamyonu sollarken ne kadar rahat karar verebileceğinizi belirler. Şöyle bir örneklemek gerekirse Daihatsu Terios 4'üncü viteste 60'tan 100 km/s'ye 13.0 saniyede çıkarken, Mazda MX-5 l.8 aynı işi 8.9 saniyede, Megane Coupe 1.6 10.5 saniyede yapar. Volvo S40 T4'ün ise aynı işi 6.9 saniyede yaptığını söyleyebiliriz. Bunlar bu otomobillerin motor gücünün, torkunun, aktarma organlarının, otomobilin dinamik yapısıyla ve ağırlığıyla ilgili nasıl bir dengeler kurduğuna ait ipuçlarıdır. Volvo S40 T4 bazılarının bildiği ve tahmin ettiği gibi turbo uygulamasıyla, basit anlamda hava yakıt karışımım emdirmemekte tam tersine basınçla yanma odasına ittirmekte ve böylece hem beygir gücünde, hem de tork değerinde ciddi bir artış sağlamaktadır. Sürtünme katsayısı 1970'lerden ileri gittikçe önem kazanan yakıt tüketiminin azaltılması trendinin bir yan ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Aslında 1930'lu yılların sonunda aerodinamik otomobiller yapılmış olsa da bunların amaçları daha çok maksimum sürati arttırmak ve ses seviyelerini azaltmakla ilgiliydi. Petrol krizi sonrası otomobil dünyasında özellikle güç, ağırlık ve sürtünme arasındaki ilişkilerin irdelenmesi, aerodinamik sürtünme katsayısının azaltılmasını öngörüyordu. Otomotiv endüstrisinin daha az yakıt tüketimi konusuna odaklandığı bu dönemde, önce otomobiller hafifletildi, motorlar küçültüldü, sonra da otomobilin ilerlerken yarmak zorunda olduğu hava kitlesini daha kolayca aşması için buna daha uygun tasarımlar gerçekleştirilmeye başlandı. Kama şekli, balon veya su damlası dizayn tipleri bu devirlerin ürünü olarak hala geçerliliğini koruyor. Bu konuda seri olarak üretilmiş otomobiller arasında en alçak sürtünme katsayısı 0.26 ile Opel Calibra tarafından elde edilmişti. Elektrikli otomobil kavramında en önemli yardımcı çözümlerden birisi sürtünme katsayısı çok düşük otomobiller üreterek enerjiyi daha iyi kullanma isteğiydi.


Kabaca toplarsak gürültü seviyesinin azaltılması, yakıt ekonomisi sağlanması, daha az güçle daha çok iş elde edilmesi amacıyla otomobillerin havayı daha rahat yarması lazımdır. Bu verilerin hangisi iyidir derseniz; 28 ile 34 arası herhangi bir otomobil bu anlamda başarılıdır deriz. Ama kırmızı ışıkta yanınızdaki otomobildeki delikanlıya sinirlenip iki üç kez gaz pedalına boşta yüklenmenizin veya Bebek civarında cumartesi trafiğinde 15 dakika geçirmenin tüm bu mühendislik ve tasarım çalışmalarının hesaplanan getirisini bir anda yok ettiğini de unutmamak lazım. Bu yazının başında otomobil jargonundan en basit anlamda ne anlamamız gerektiğini yazmayı vaat etmişken, birdenbire birçok insana Çince olmasa bile Fransızca gibi gelen detaylara girdiğimizi hissediyoruz. Ama bu satıra kadar yazılanların özeti şu: Otomobil testlerinde verilen özellikle performans ve tasarım değerlerini normal şartlarda elde etmek çok zordur. Ayrıca bunları elde etmeye çalışmak da gereksizdir. Çünkü bu değerler bunları bilmeniz gerektiği için ortaya konur. Bu değerleri yani otomobilinizin yeteneklerinin sınırlarını bilmek çok önemlidir. Bunları bilen ve anlayan kişilerin daha güvenli ve bilinçli bir şekilde otomobil kullanacakları açıktır; ama en önemlisi artık satıcılara uğradıklarında otomobilden anladıklarını göstermek üzere lastikleri tekmelemekten çok bazı ana sorular sorarak karşınızdaki satıcıdan daha doğru bilgiler alabilirsiniz.
Okunma: 4692
Yazarın diğer yazıları
Kullanıcı Adı:
Şifre:
TEKNİK BİLGİLER
Kilit sisteminin yapısı
Bazı otomobillerde kilit açma/kapama sistemi doğrudan merkezi kilit sistemindeki aktüatöre güç göndererek çalışır. Ama daha karmaşık sistemlerde kapı kilidini açıp kapatmak için farklı sistemler de bulunuyor. Otomobilin ana kontrol..