Suni teneffüs.. Nereye kadar?
Turgut Yüksekdağ

04.10.2009 - 02:44
Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE MicrosoftInternetExplorer4

Beklenen gün de artık geride kaldı. 6,5 aylık ÖTV avantajı 1 Ekim tarihi itibarı ile sona erdi.

16 Mart – 15 Haziran arasındaki ilk dönemde otomobil satışlarında bir önceki yıla göre yaşanan P’lik artış sonrasındaki dönemde yavaşlasa da 1 Ekim tarihi yaklaştıkça adeta izdihama yol açacak bir ilgiyi beraberinde getirdi.

Otomotiv bu yılı da kazasız belasız geride bırakmanın huzurunu yaşıyor artık. Hedefler tutturuldu, Ocak ayındaki 150.000 adetlere ulaşan stoklar eritildi.

Şimdi yeni bir destek, yeni bir katkı bekleniyor. Sırada “hurda indirimi” var. Söylentileri daha ÖTV indirimi bitmeden dillendirilmeye başlandı bile.

Dünya’nın hemen hemen bütün otomobil markaları yer alıyor ülkemizde. Onlarca marka; yüzlerce, binlerce satış ve servis noktası ile temsil ediliyor ülkenin her yanında. CEO, Genel Müdür, Satış Müdürü, Satış Sonrası Hizmetler Müdürü, Servis Müdürü gibi birbirinden farklı mevki, etiket sahibi, iyi yetişmiş, her biri sektörde adı bilinen binlerce beyaz yakalı yönetici yer alıyor otomotiv sektöründe. Ve otomotiv artık ülkenin lokomotif sektörü, bir numaralı sektörü olarak kabul ediliyor.

Ama bu kadar üst düzey yöneticinin, pazarı büyütmek, sektörü geliştirmek adına söyledikleri her zaman ama her zaman dışarıdan gelecek bir “suni tenefüs” ihtiyacı. ÖTV kaldırılsın, hurda indirim gelsin ve diğerleri… Peki nerede yöneticilik, yenilik, farklılık, üretkenlik… Hep birileri gelsin bizi kurtarsın anlayışı… Belki de devamlı olarak birileri bu kurtarıcı rolünü üstlendiği için otomotiv sektörü gelişimini tamamlayamıyor.

Oysa yıllardır problem aynı; otomotiv sektörünün Türkiye’de alt yapısı yok. Türkiye’de otomotiv kültürü yok. Türkiye’de otomobili çok daha geniş kitlelere taşıyacak, tanıtacak televizyon kanalı, televizyon programı, gazete, dergi, aktivite, organizasyon yok. Yapılan tüm çalışmalar kısa süreli denemeler olmaktan öteye geçemiyor.

Otomobile bu kadar önem veren, neredeyse otomobili ile yatıp kalkan bir ülkenin televizyonlarında kayda değer bir otomobil programı yok. Aslında olanak yaratılsa çok daha farklı işler yaratacağından şüphe duymadığımız dostlarımız, sağlanan imkanlar dahilinde televizyonda dakika dolduran işlere imza atıyorlar. Türkiye’nin en çok seyredilen, üzerine konuşulan otomobil programı MTV’de yayınlanan “pimp my ride” oluyorsa bu sunulanın ne kadar yetersiz kaldığının çok açık kanıtı değil midir? Oysa otomotivin kendine ait bir televizyonu olmalı, seyredilen, gündem yaratan bir televizyon. Ticari kaygıları olmayan otomobilin, otomotivin televizyonu…

Ayda 20.000 adet satan dergi için “çok iyi satıyor” söylemini rahatlıkla söylüyoruz. Bu mu olmalı otomotiv sektörünün dergileri. Demek ki yazılanlar, anlatılanlar, sergilenenler yeterli olmuyor. Oysa yapılan çalışmalar Avrupa’da milyon barajına dayanan satışlara ulaşan dergilerden hiç farklı değil. O zaman problem çok daha farklı.

Geçtiğimiz yıllarda başta Fiat ve Doğuş Otomotiv olmak üzere birçok önemli şirket otomobil sporlarının gelişimi, tanıtımı, yayılması adına çok önemli çalışmaları ardı ardına yaptılar. Otomobil sporlarına tarihteki en yüksek desteği sağladılar. Seat Cup yarışları 20.000 izleyiciyi körfeze çekti. Sektör adına ilk defa “galiba oluyor” dedim. Ticari kaygı taşımadan yapılan çalışmalar olarak sunulan bu aktiviteler de maalesef kısa sürede “maddi” kaygılar nedeni ile sona erdirildi, hevesimiz kursağımızda kaldı. Türkiye’nin en büyük firmaları bile “maddi” kaygı nedeni ile bu organizasyonları sona erdiriyorsa kim yapacak bu çalışmaları? Kim otomobil ile halkı buluşturacak?

Petrol Ofisi de Formula 1 ile bizi tanıştırdı. GP2 de olsa ilk defa bir Türk takımı pistlerde yer aldı. Formula 1’in tanıtımı için birbirinden şık organizasyonları yaptı. Gördüğüm zaman çok ama çok mutlu olduğum 6-12 yaş aralığında birçok küçük pilotu bize geleceğin pilotları olarak lanse etti. Tüm bu çalışmalardan bir yıl sonra nerdeyse isim sponsoru olduğu yarışmayı tanımadı, yokmuş gibi davrandı. Nasıl, neden?

İstanbul Park için gitmesek de gelmesek de bizim pistimizdir bile diyemiyoruz artık. Verdik, kurtulduk. Oysa Türkiye’deki otomobilin kalbinin attığı merkez olacaktı bizim için İstanbul Park.

Ne zaman bir adım ileri gitsek, hemen iki adım geri atıyoruz. Ve dönüyoruz yüzümüzü tekrar ÖTV indirimine, hurda desteğine. Çünkü binlerce beyaz yakalı yönetici otomotiv sektörünün gelişimini sadece ve sadece otomobil satışına göre organize ediyoruz.

Otomobil firmalarının servis konusunda verdiği reklam çalışmalarını gözünüzün önüne getirin. Mutlaka servis uygulamaları ile ilgili bir kampanya çalışması için organize edilmiştir. Yaz kampanyası, kış kampanyası… Bunlar da sadece ve sadece satışa yönelik çalışmalar. Bir alt yapı, bir kültür oluşturma çalışması ve çabası hiçbir zaman olmadı.

Otomotiv firmaları… Akaryakıt firmaları… Lastik firmaları… Motor yağı firmaları… Car care firmaları… Otomotiv ve tüm alt sektörleri ülkenin en büyük firmaları arasında yer alırken yıllardır söylenen, hedeflenen otomobil kültürünü oluşturmak bu kadar zor mu? Oluşturulacak ortak bir bütçe ile hedeflenen tüm çalışmaları yapmak bu kadar zor mu?

Ama olmuyor, olamıyor…

Fındıkçılar bile Fındık Tanıtım Grubu adı altında fındığı tanıtmak için birbirinden farklı çalışmaları hayata geçirirken otomotiv sektöründe herkes bir ucundan tutuyor, hatta herkes bir ucundan çekiyor, çekiştiriyor. Daha çok satan her daim başarılıdır anlayışı sarmış her yanımızı.

Hedef; her gün daha fazla satmak, hedefleri tutturmak…

Geleceği değil ama şimdilik 2009 yılını kurtardık, hedeflerimizi tutturduk.

2010 mu? Yeni “suni tenefüs” için hepimizin gözü yollarda…

Okunma: 5861
Yazarın diğer yazıları
Kullanıcı Adı:
Şifre:
TEKNİK BİLGİLER
Uzaktan kumanda biriminin yapısı
Aracınızın anahtarı ile birlikte kullandığınız uzaktan kumanda cihazı aslında basit bir radyo vericisidir. Kumandanızı kullanmak için düğmesine bastığınızda üzerindeki minik pil sayesinde aktif hale geçen kumanda, araç üzerindeki..