Rent a car mı? Amaaaan boşver!
Turgut Yüksekdağ

11.12.2009 - 09:36
Yıl sonu yaklaştıkça yavaş yavaş 2009 yılı raporları da şekillenmeye başladı. “Pazarda Gerçek Birinci Kim?” haberinde de sene sonundaki rapor savaşlarını şimdiden görmeye başladık. Herkes ucundan kulağından bir yerlere tutunuyor, bir yerlerden birinciliği yakalıyor. Hepsini şimdiden tebrik ediyorum, birincilikleri hayırlı olsun, 2010 yılında da başarıları daim olsun.

Otomobil satışları içinde yaklaşık 10 yıldır artan bir paya sahip olan rent a car satışları şu ana kadar raporlar içinde sağlıklı bir yer bulamadı. Yılın ilk 9 ayında satılan 281.032 adet aracın kaç tanesi rent a car sektörüne satıldı? Bireysel müşteriye yapılan satış ile rent a car sektörü satış oranları nedir, yıllara göre dağılımı nasıl gelişti? (Aslında bu yepyeni bir birincilik kriteri oluşturuyor; rent a car harici en yüksek satış birinciliği ya da rent a car sektörüne en yüksek satış mesela)

Rent a car firmalarının yöneticilerinin verdiği röportajları, demeçleri takip ettiğimiz zaman görüyoruz ki Türkiye’de rent a car harici otomobil neredeyse satılmamış. Bahsi geçen rakamlar, dile getirilen rakamlar dudak uçuklatacak cinsten.

Aynı şekilde rent a car firmalarının sahip olduğu araç sayıları da yıllardır avcı hikayeleri gibi; 2.000’li adetlerden başlayan adetler bugün 30.000’li adetlere ulaştı. Her firma rakibinin söylediğinin 1.000 adet üzerini söyledi, hiç kimse benim araç adedim onlardan daha az demedi. Zaten kimse de “ya şu araçları bi görelim” demedi. O zaman 50.000’e kadar yolu var şimdilik. Gerçek rakamı bilen de yok, bu alanda da “birinci” olmak her şeyden önemli.

Rent a car sektörü çok büyük bir sektör ve şu anda bulunduğu noktadan çok daha ileriye gitmesi de muhtemel bir sektör. Bu nedenle dünyanın birçok önemli firması ardı ardına pazarda yer almaya başladı. Önümüzdeki yıllar içinde pazarın önce 250.000’li adetlere sonrasında da çok daha yukarılara ulaşacağı sektördeki yöneticiler tarafından sıklıkla dile getiriliyor.

Rent a car sektörü otomotiv sektörünü de besleyen en önemli can damarlarından birisi. Pazarda satılan Renaut Symbol, Fiat Albea, Ford Focus, Hyundai Accent, Renaut Megane, Ford Fiesta’nın satış detaylarını incelediğiniz zaman bu araçların rent a car satışlarının, bireysel satışlara oranının daha yüksek olduğunu görebiliriz. Ve bu araçlar her yıl en çok satılan araçlar sıralamasının ilk sıralarını alıyor, tesadüf mü?

O zaman rent a car sektörünü daha ciddi olarak değerlendirmek gerekmiyor mu? Rent a car sektörüne şu andaki değerinin çok daha üzerinde bir değer yüklemek, gelişimine destek olmak gerekmiyor mu? Otomotiv sektöründe çalışan yöneticiler için sadece araç satılan, araç satış adetlerini artıran, birinciliğin anahtarı olarak görülen bir sektör olmanın ötesinde bir noktaya taşımamız gerekmiyor mu rent a car sektörünü?

Otomotiv sektörüne bağlı birçok alt sektör gibi rent a car sektörü de “otomobil kültürü” oluşturmanın çok uzağında konumlanmış durumda. Otomotiv sektöründeki yöneticilerin “otomobil satmak” “daha çok otomobil satmaya çalışmak” dışında rent a car sektörüne yaptıkları katkı nedir? Ya da diğer taraftan bakalım rent a car şirketlerinin daha çok otomobil kiraya vermek dışında yaptıkları çalışma nedir?

Yıllardır sektörü forse eden firmalar belli. Özellikle sektöre uzun yıllardır liderlik eden, yenilik katan, elinden geldiğince çaba gösteren şirketler de sektör içindeki herkes tarafından biliniyor. Ama artık onlarda yoruldular. Satış bir sihir ve zamanla herkes bu sihre kendini kaptırıyor, istese de istemese de… Ve satışın sihri enerjiyi de isteği de alıyor, götürüyor.

Yaklaşık 10 yıllık bir sürecin sonunda henüz bir araya gelememiş, otomotiv sektörü içinde gücünü beklenildiği kadar hissettirememiş, hala ortak standartları olmayan ve maalesef Frankenstein gibi yaratılmış ve her geçen gün daha da çığırından çıkan “şımarık” bir müşteri portföyü var ortada rent a car sektörü adına.

Otomobil kültürü olmayan bir ülkede kendine ait olmayan, kullanması için kendisine verilen otomobile “eşek” muamelesi yapan bir müşteri portföyü. Nasıl bu noktaya geldik, bu canavar nasıl ortaya çıktı? Kaza yaptıktan yarım saat sonra yeni ikame aracı ayağına isteyenler, 50.001’inci kilometre de lastiklerinin yenilenmesini isteyenler, alkollü araç kullananlar, her problemi can güvenliği tehlikesi olarak görenler ve daha neler neler…

Sektörün gelişimine en büyük katkıyı veren, bir çok veriye göre de sektörün en büyüğü olan firmanın televizyon reklamlarını hatırlıyorum;

Patron motordan ses geliyor

Amaaannnn boşver, araç kiralık

Bu mudur, budur? Rent a car sektörünün içinde bulunduğu sıkıntıyı, gelecekte yaşayacağı problemleri en iyi bu reklam çalışması özetliyor sanıyorum. Çok iyi niyetle yapılmış bir çalışma ama reklamcı gözü ile de rent a car sektörü bu. Hiçbir rent a car yöneticisi kendisini bu şekilde tanıtmaz, tanıtmak istemez. Ama reklamcılar da satış için en kolay yolu seçmişler, otomobili, birçok kişinin hala hayallerini süsleyen otomobili “yok” saymayı reklamcılık başarısı olarak sunmuşlar. Aslında esas reklamı reklamcılara yapmak gerekiyor galiba.

Amaaannn boşver” söylemi rent a car araçlarını değersizleştiren, değeri olmayan meta haline getiren, aslında yıllardır araç kiralayan firmaların yöneticilerinin personellerine söylediği ama dışarıya itiraf etmediği en önemli kırılma noktası. Rent a car araçlarına böyle bakılıyor ve bunu değiştirmek yakın dönemde çok zor olacak. Aynı şirketin bir sonraki reklam çalışması da rent a car sektörünü en güzel şekilde anlatan reklam çalışması oldu, hazırlayanları da, uygulayanları da tebrik etmek gerek. Ama akıllarda ne kadar kaldı, hatırlayan var mı ya da “amaaaannnn boşver” ne kadar silindi hafızalardan.

Bundan sonra ne olacak?

“Şımarık” çocuklara yapılanlar yapılacak bir bir; sözleşmeler daha da zorlaştırılacak, müşteri memnuniyeti adına sunulan hizmetler kısıtlanacak, kiralama bedelleri artırılacak. Bu süre içinde rent a car sektörünün gelişmesi belki yavaşlayacak ama daha sağlıklı bir yapı oluşması için ortam da yaratılmış olacak. Ama daha sağlıklı yapı için rent a car sektörünün bir araya gelmesi yanında otomotiv sektörü ile entegrasyonun sağlanması da çok büyük önem taşıyor. Bunun ne kadar olacağını, kimlerin bu işe öncülük yapacağını ya da yapmaktan imtina edeceğini de zaman gösterecek.

Belki de en güzeli susmak, “amaaannn boşver” demek ve kenara çekilip izlemek.

Ama aynı gemideyiz…

Otomotiv gemisi her yerden su alıyor, su alıyor ama batmıyor.

Ya bir gün batarsa?
Okunma: 2200
Yazarın diğer yazıları
Kullanıcı Adı:
Şifre:
TEKNİK BİLGİLER
Emniyet kemeri ile tarihte bir yolculuk
İlk emniyet kemerini 1849 yılında üreten Volvo’dan sonra, otomobillerde kullanılan ilk patentli emniyet kemerini Amerikali mucid Edward J. Claghorn 10 Ocak 1885’te dünyaya duyurmuş. Fakat günümüzde kullanılan ve modern emniyet kemeri..