Otomotiv pazarında kim kimi yönetiyor?
Mahir Bayındır

22.01.2010 - 10:39

Otomotiv şirketleri, bayileri ve hatta müşteriler kime hizmet ediyor?

Otomobil sektörü içinde bayi teşkilatında senelerdir en büyük problem kârlılık. Bayiler distrürübütörlerin veya üreticilerin adede yönelik baskısı ile otomobil değil indirim satıyorlar. Aslında liste satış fiyatından yapilan indirim tüketicinin bir başka marka otomobili almaması için değil, aynı otomobili bir başka bayiden almaması için. Yani aynı marka çatısı altındaki bayiler birbirini yiyorlar. Adede yönelik baskı tüm karı eritiyor. Çünkü her bayinin elinde sistemin zorlaması ile parasal açıdan taşıyabileceğinden fazla otomobil var. Sistem, ne olursa olsun stoktaki araçlardan bir an önce kurtulmayı zorunlu kılıyor. Bayi yöneticilerinin, sahiplerinin bu durumda gözü başka bir şeyi görmüyor. Kampanya üzerine kampanya, hükümetin vergi indirimi dönemleri hariç arabayı en erken alan tüketici her zaman zararlı çıkarıyor. On milyarlarca değerindeki otomobiller genelde birkaç yüz lira karla veya zararına satılıyor. Araç satış için gerekli sermaye ile getirisini mukayese ettiğinizde bayilik yapmak tamamen akıl dışı. Bu yüzden birkaç istisna hariç Türkiye’de bayilerin çoğu satılık veya teklif götürseniz üzerinizde kalacak.

Diyeceksiniz ki bu tüketiçinin daha ucuza araba alabilmesi için harika bir fırsat. Belki ilk aracını alacak tüketici için indirimler, kampanyalar bir fırsat. Ancak arabanızı yenisi ile değiştirmek istediğinizde adede yönelik sistemde ikinci el aracınız para etmiyor. Dolayısı ile tüketicinin günün birinde arabasını değiştireceği düşünülürse, aldığı araba ve yenilemek için üstüne koyduğu para hesaplandığında zararlı çıkıyor.

Yurdumuzda her erkek topa ayağı değdiği için futbolu, otomobil kullanabildiği için otomotiv işini çok iyi bilir. Bir sürü insan bu yüzden otomotiv işine giriyor. Halbuki otomotiv bence dünyanın en zor işi. Bayiler, araç satışından para kazanmayı unuttular, ileriye ait bir umutları da yok. Tek şansları satış sonrası hizmetlerden gelecek kazançlar. Satış sonrasında ise cironun çoğu boya ve kaportadan geliyor. Araçların yüzde doksanbeşi sigortalı olduğuna göre de muhatap tüketici değil sigortalar.

Araç satışında hizmeti ile değil, indirim yaparak aynı markanın bir diğer bayisinin satacağı arabayı çalmayı sistem edinmiş bayi, aynı tuzağa düşerek sigortalara işçilik ve yedek parça bazında indirim vererek bir başka bayiye tamire gidecek aracı ele geçirmeye çalışıyor. Üstelik bir iki marka hariç dağıtıcılar bunu teşvik ediyor veya mücadele etmek için hiçbir şey yapmıyor.

Tüketicinin hakkı aracının hasarının resmi serviste onarılması. Sigorta şirketi ancak aracı bir başka resmi servis daha ucuza onarıyorsa oraya götürebilir. Bayiler kendi aralarında anlaşamadığı ve dağıtıcılarda satış sonrasından sorumlu kişilerin bayilerin karlılığı umurunda olmadığı için örgütlenemeyen bayiler tüm karlılıklarını sigorta şirketlerine veriyorlar. Halbuki indirim verilmese bu otomobiller yine aynı servislerde, liste fiyatları ile onarılacak. Otomotiv sektöründeki yöneticiler bu konuda ne kadar beceriksiz ise sigorta şirketindeki yüneticiler ise tam tersine inanılmaz başarılı. Kendi şirketlerini karlılık açısından kolluyor, parayı nereden kazanacaklarını çok iyi biliyorlar.

İş öyle bir hal aldıki, volüm otomobillerinde parça başı boya için experler 80 lirayı zorluyor. Kırılan, parçalanan tamponunuz yenisi ile değiştirilmeyip sigorta şirketi tarafındanbir başka firmada onartılıyor, siz bayi olarak onarılan tamponu daha fazla işçilik vererek sadece boyuyorsunuz. Kırılan cam sigorta tarafından kendileri ile anlaşmalı cam servislerinde ne olduğu belirsiz marka cam ve işçilik ile değiştiriliyor. Verdiğiniz yedek parça fiyatı indirime rağmen yüksek gelirse sigorta parçayı genelde yan sanayi olarak kendisi getiriyor. Üstelik sigortalara bayiye verdiğinden daha ucuza yedek parça satan distrübütörler ve dağıtıcılar bile var. Bayiler köle, eksperler kral. Onu veririm, bunu vermem, işçilik fiyatı bu kadar, tampon oraya, cam buraya bayinin patronu. Eksperin vazifsi hasarı tespit etmek, faturanın tutarı ise bayinin dağıtıcı tarafından belirlenen liste fiyatı. Ama basitretsiz otomotiv yöneticilerin elinde iş ‘’sigortalar bu fiyatı kabul etmez’’ e gelmiş.

Tüketici bu sistemle çok daha kalitesiz hizmet alıyor, bu fiyatlarla işçilik rezalet, bayiler araç satışında para kazanamıyor, boya kaportada kazanamıyor. Diğer yerlerden para kazanılmadığına göre geriye bir tek parasını tüketicinin ödediği bakım hizmetleri kalıyor. Buradaki ince noktayı sanırım anlatabiliyorum..

Yurt dışında resmi servislerin boya, kaporta işçilik saat ücretleri bakım saat ücretlerinden çok daha fazla, bazı markalarda üç katı. Parasının tüketiciden ve sigortadan çıktığı kalemlerin ücretlendirilmesi tüketici lehine programlanmış. Türkiye’de kim uğraşaçak, üstelik en zararlı çıkan resmi servisler.

Netice; Başarısız otomotiv sektörü yönetimi, başarılı sigorta sektörü yönetimi, iflas etmeme mücadelesi veren otomotiv bayileri, en önemlisi ve bizi ilgilendiren zararlı çıkan tüketici.

Çözüm: Ben olsam özellikle satış sonrası ile ilgili sigorta şirketlerinden otomotiv sektörüne yönetici transferi yaparım, otomotivden anlamaları şart değil işi biliyorlar. Nasılsa otomobil işini biz tüm erkekler zaten biliyoruz.

Okunma: 3341
Yazarın diğer yazıları
Kullanıcı Adı:
Şifre:
TEKNİK BİLGİLER
VTEC’in doğuşu ve gelişimi
Honda motosikletlerinde kullandığı sistemi geliştirerek külbütör kontrollü ve hidrolik pistonlu VTEC sistemini 90’li yıllarda NSX modeli ile duyurdu. Honda, VTEC sistemi ile yarış otomobillerinde kullanılan supap zamanlamaları ile standart..