“Otomobil, sürücüsü kadar güvenlidir”
Halit Bolkan

04.03.2009 - 16:04
Trafik kazasına sebep olan sürücülere kazanın nasıl gerçekleştiği sorulduğunda genellikle benzer yanıtlar alınır: “Frene bastım ama araba durmadı” ya da “Araba birdenbire kaydı” gibi... Bu sürücülere göre, gerçekleşen kazanın asıl sorumlusu otomobildir. Halbuki otomobil, kendi kendine hareket etme, yön değiştirme gibi eylemleri gerçekleştiremez. Bir otomobilin yaptığı her hareketin sorumlusu (bazı istisnalar hariç) sürücüdür. Bu kazalara karışan sürücüler, koşullara uygun hızda seyrediyor ve frene doğru zamanda doğru şekilde bassalar ya da viraja uygun hızda uygun açıyla girseler bu kazalar oluşmaz. İşte “Otomobil, sürücüsü kadar güvenlidir” sloganı da buradan doğuyor. Bu sloganın sadece yolculuk esnasındaki hatalar için geçerli olduğu düşünülmesin. Bakımı gerektiği gibi yapılmayan, lastiklerine ve lastik basınçlarına özen gösterilmeyen otomobiller de kazaya davetiye çıkarır. Elbette bunun sorumlusu da aracı kullanan sürücüdür. Hız nedir? Birçok sürücü için hız; otomobilin gösterge tablosundaki bir göstergedeki rakamları ve aşıldığında radara yakalanılırsa ceza ödenmesi gereken bir limiti temsil eder. Teknik olarak hız, bir cismin, belirli bir sürede aldığı yol olarak tarif edilebilir. Otomobilde hız ise km/s yani saatte alınan km’dir. Maalesef sürücüler, hızı kanıksamış durumda. Özellikle otoyol gibi çok şeritli yollarda konvoy halinde ilerleyen sürücüler görsel bir yanılma nedeniyle neredeyse hiç hareket etmediklerini zannediyor. Halbuki, 90 km/s hızla ilerleyen bir otomobil, saniyede 25 metre yol alır. Yani neredeyse bir göz kırpma süresi içinde otomobil 25 metre ilerlemiş olur. Otoyolda resmi hız sınırı olan 120 km/s hızda ise saniyede alınan yol 33 metredir. Eğer sürücüler, 1 saniye gibi kısa bir sürede kat ettikleri bu mesafeyi aklında tutabilseler, eminim ki hızlarını düşürecek ve takip mesafelerini de daha uzun tutacaktır. Ancak maalesef, Türkiye’deki sürücü eğitimi ve sürücü belgesi sınavlarının ne kadar üstünkörü olduğu düşünülünce, sürücülerin bu konuda yaptıkları ölümcül hataları önlemenin de normal şartlarda mümkün olmadığı anlaşılıyor. İşte bu yüzden eğitimimizin başlangıcında hız konusunda sizleri uyarmak istedik. Nedense birçok sürücü daha hızlı gitmeyi, bir yetenek ya da ustalığın doğal sonucu gibi görür. Halbuki, hız sınırları sürücülerin tahmin ettiğinden çok daha uzun araştırmalar ve tecrübeler sonucu belirlenmiştir. Halen geçerli olan hız sınırlarının yaklaşık 50 yıl kadar önce belirlenmiş olması sizleri yanıltmasın. 1960’lı yılların otomobilleri ve yollarıyla bugünküleri karşılaştırırsanız, gerçekten önemli ölçüde gelişim olduğu görülür. Bu doğru. Ancak bununla birlikte trafiğin çok daha kalabalık hale gelmesi söz konusu. Daha da önemlisi 1960’lı yıllardaki sürücülerle bugünküler arasında yetenek açısından hiçbir fark yok. Yani insan unsuru, hız limitlerinin belirlenmesindeki en önemli etken olmaya devam ediyor.
Okunma: 5504
Yazarın diğer yazıları
Kullanıcı Adı:
Şifre:
TEKNİK BİLGİLER
Hız sensörleri
ABS, hız sensörleri sayesinde lastiğin ne kadar hızla döndüğünü sürekli gözetim altında tutarak, olası ani bir frende oluşturması gereken fren gücünü ve bu gücü uygulayacağı frekansı belirliyor.